Güneş dünyamızı aydınlatmanın yanı sıra canlılığın devamını sağlayan tek ışık kaynağımızdır. Her canlının güneşten gelen ışığa ihtiyacı vardır ve güneş ışığı sayesinde doğamız ve ekosistemimiz ayakta durmakta ve canlılığın devamı sağlanmaktadır. Hatta günümüzde elektriğimizi bile güneş ile üretebiliyoruz!​

Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşan kısmının genel anlamda faydalı ışınlardır ancak yaz aylarının belirli bir döneminde güneş ışınlarının zararlı olduğu bir kısmı da yeryüzüne ulaşır. Bu zaman diliminde büyüklerimiz  * dışarda çok gezmeyin başına güneş geçer * , yetkililer ise * öğle saatlerinde mecbur kalmadıkça dışarıda bulunmayın güneş çarpar * derler. ​

Aynı süreçte deniz kıyısında güneşlenirken UV koruyucu krem kullanmamızı tavsiye ederler. Yeryüzüne ulaşan bu ışıkların adı UV ışınlarıdır. Bu ışınları gözle göremeyiz ama etki olarak korumasız olarak uzun süreli maruz kalmamız sakıncalıdır.​

Bu ışınlar aslında sadece insan sağlığı için zararlı değildir, dünya üzerindeki mikrop, bakteri ve virüslerin de yaşamasına çok olanak vermez. Grip ve nezle gibi hastalıklar yaz aylarında çok bulunmaz ve bulaşıcılığı zayıftır. 

Günümüz teknolojsi akıllı telefonlarımız ile hava durumunu takip etmek çok kolay ve bu hava durumu uygulamalarında UV INDEX ‘i olarak günlük UV yoğunluğunun bilgileri paylaşılmaktadır. Günlük olarak Uv Index ‘i kontrol ederek güneşin zararlı ışınlarından kendimizi koruyabiliriz.

  • UVA : 400 ila 315 nm aralığındadır. Ozon tabakası tarafından engellenmez ve dünyamıza ulaşır. UV-A ışını derinin alt yüzeyine geçerek dokulara ulaşır, ayrıca katarakt ve kanser oluşumunda da etkilidir. 

 

  • UVB : 315 ila 280 nm aralığındadır. Büyük bir kısmı ozon tabakası tarafından engellenir. Uzun süreli maruz kalındığı durumlarda güneş yanıklarına ve cilt kanserine sebep olduğu bilinmektedir. UV-B dalga boyları belirli bakterilere karşı etkinlik göstermiştir. 

 

  • UVC : 280 ila 100nm aralığındadır. Ozon tabakası bu bandı tümüyle engelleyerek dünyaya ulaşmasını engeller. Hücrelerin DNA ve RNA yapısını bozduğu bilinmektedir. İnsan üzerinde en çok göz etkilenir ve aşırı doza maruz kalınmamalıdır.  En geleneksel olarak bakteri, virüs, küf ve mantarları öldürme kabiliyetine sahip antiseptik UV ışını olarak adlandırılır.

UV ışınları içerisinde en tehlikelisi UV-C ışınıdır. Bu ışın yeryüzüne ulaşmadığı için bizim için çok tehlike arz etmez, eğer diğer ışınlar gibi yeryüzüne ulaşsaydı dünyada hiçbir mikroorganizma var olamaz ve yaşam yok olurdu. ​

Yaklaşık 140 yıl önce Downes & Blunt güneş ışığının antibakteriyel etkilerini keşfetti ve günümüze kadar pek çok alanda güneş ışıkları taklit edilerek medikal sektöründe doğal antibakteriyel olarak kullanıldı. Günümüzde halen güneş ışığının kısa dalga olarak adlandırılan dalga boyları ( UV ) mikrop öldürücü özellikleri ve bakteri nötralize etmede etkin olarak kullanılmaktadır. UVC dezenfeksiyonu, koku veya tadı etkilemeden gerçek mikrobiyal güvenliği ele almak için kanıtlanmış, pratik ve uygun maliyetli tek çözüm olmaya devam etmektedir.​

Teknolojinin ilerlemesi ile UV-C ışınlarının mikrop öldürücü etkisini istenen yerde ve istenen oranda kullanabilmek amacıyla özel amaçlı konvansiyonel UV-C ampulleri ( düşük basınçlı cıva lambaları ( floresan tüpler ) ve yüksek basınçlı cıva lambaları ) geliştirilmiştir. Bu ampullerden yayılan UV-C ışınları karşılarına gelen mikroorganizmanın DNA ( RNA )  yapısına saniyeler içerisinde hasar vererek üreme ve koloni oluşturma yeteneklerini yok ederler. Günümüzde antibiyotiklere dirençli hale gelen virüsler ve bakteriler de dâhil olmak üzere tüm mikroorganizmalar UV-C ışınları karşısında savunmasızdırlar.​

UV-C Lambalar uzun yıllardır ve halen günümüzde de hava, su ve yüzey dezenfeksiyonu işlemlerinde medikal alanlarda sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak bu ürünler; ömrünlerinin kısa olması, zamanla verimliliğini kaybetmesi, yüksek bakım ve değişim maliyetleri sebebi ile yerini LED aydınlatma teknolojisine bırakmaktadır. 

  • Çevre dostu
  • Kimyasal yok
  • Ekonomik ( Kimyasal uygulamalara göre )
  • Hızlı öldürür – saniyeler içinde başlar
  • Mikrobiyal hücreler bu teknolojiye direnç geliştiremezler.
  • Bakterileri, küfleri, mantarları ve hatta virüsleri öldürmek için güvenli bir şekilde dağıtabilme yeteneği kanıtlanmış

UV spektrumunun (‘mikrop öldürücü’ bölgesi) su, hava ve yüzey dezenfeksiyonu için önemli olan kısmı DNA tarafından emilen aralıktır (bazı virüslerde RNA). Bu antiseptik aralık yaklaşık 200-300 nm’dir.”  Uluslararası Ultraviyole Derneği tarafından 264nm dalga boyu, DNA absorpsiyon eğrisinin zirvesi olduğu için optimum değer olarak kabul edilmiştir. 

Tarihte UV ışınlarının kullanımının başlangıcından günümüze kadar UV civa lambaları; UV Işınlarının elde edilmesi için tek seçenek olmuştur ayrıca dezenfeksiyon ve sterilizasyon için en iyi seçim olarak kabul edilmiştir. Led teknolojisinin gelişmesi ile yerini UV Led’  lere bırakmaktadır. UV Led’ler daha küçük, daha sağlam, toksinsiz, uzun ömürlü, enerji tasarruflu ve sonsuz açma / kapama olanagi saglayan seçeneklere sahiptir. 

Steriled ürünleri; yenilikçi UV Led teknolojilerini kullanarak, 2019 Yılı ile hayatımıza giren Covid-19 ile savaşta en büyük silahımız Güneş ışınları ile hava, su ve yüzey dezenfeksiyonlarında insan sağlığına zararı olmadan mücadele etmektedir.. Hava ve su dezenfeksiyonlarında UV-C Led Fleurosant ları ile yüzey dezenfeksiyonlarında ise ürünlerimize entegre varlık sensörlerimiz ile insanlara zarar vermeden ( hareket / varlık algılanarak otomatik kesme özelliğine sahip ) dezenfeksiyon işlemi sağlamaktadır. 

Steriled sadece Covid-19 ile mücadele etmiyor. Bugüne kadar UV-C ile yapılan testlerin tamamında, UV-C Işınları tüm bakteri ve virüsler (çeşitli koronavirüsler de dahil olmak üzere yıllar boyunca yüzlerce) üzerinde etkili olmuştur. .Ürünlerimizde kullanmış olduğumuz UV-C Led’ler yüksek performansa sahip olup, 264nm dalga boyu ile sadece Covid-19 ile değil pek çok farklı virüs ile etkinliğini kanıtlamıştır. 

Soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun kalitesi ve yüzeylerin temizliği sağlığımız ve geleceğimiz üzerinde derin bir etkisi vardır. Hepimiz, özellikle ofis, fabrika, mağaza, cafe-bar veya restoran, okul, müze ve toplu taşıma gibi yoğun kamusal alanlarda virüs ve bakterilere yakalanma ve yayma riski taşıyoruz. Saymış olduğumuz kapalı alanların tamamı belirli süreler ile hava / yüzey dezenfeksiyonu yapılmadığı sürece hep tehlike arz edecektir. Steriled güneş ışığının giremediği tüm kapalı alanlarda güneş ışığının gücünü kullanıp, mikro organizmaları nötralize ederek geniş bir uygulama yelpazesinde virüs ve bakterilerin bulaşma veya yayılma riskini azaltır.

Bulaşı derecesi yüksek olan Covid-19 hayatımızdan çıkıncaya kadar kişisel olarak Temizlik – Maske – Mesafe kurallarına dikkat etmeliyiz. Sağlık kuruluşlarının uyarılarını dikkate almalıyız. 

Güzel günlerimiz yakındır.